Sanat, halkın duyu ve duygularına dokunmaya yönelik gerçekleştirilen insan çalışmalarının tümünü bir araya getiren yapılan işe renk, koku, incelikle ve çekicilik katan, Resim heykel, video, çizim, fotoğraf, dans edebiyat, Folklor, Müzik da birer sanattır. Sanat, hayatımızın her alanında yer alan bir akımdır. Tarih boyunca da sanat, Sanatçı ve sanat dalları çok dikkat çekmiş...
Bu meyanda 3.Dünyada kadın olmak kimi için hayat rehavet mekanları iken kimileri için zahmetten rahmete uzanan kara kader çizgisinde seyreder.
Yaşadıkları ülkenin ve sınıfın sözde sanatçıları annelikten mahrum edilen sahnelerin assolist unvanı ile taltif edilen, aristokrasinin duygularını okşayarak sahnenin erotik hareketleri ile kenzolara belden aşağı hareketi dakikalar yaşatan, Feminizmin etkisini çağdaşlık ve medeni olmakla eşleştiren pembe ceketli madrabazlar utanmadan, sıkılmadan, onlarca metresi arkasına sığdırarak, kahkahalarla 1 den fazla çocuk yapan kahraman anneleri de gericilik ile suçlayarak medeni olmanın zevklerini kaporasız peşin yaşayadursunlar;
Aşağıdaki 3.Dünyanın kahramanı insanlık camiasının baş pehlivanlarını eziyet ve zahmetin emektarları yaşamakla ölüm arasındaki ince çizgide devam eden savaşların muzafferi olanlar mı sanatçıdır?, yoksa sizin aristokratların içini gıdıklayan ve büyük halk kitlelerinin derdine bigane sesiniz ve sözleriniz mi sanatçı olmaya müstehaktır.?
Size göre en iyi sanat ve sanatçı sizi dinleyen akıldan yoksun duyguların esiri masada daha fazla içkiye köle üretme makinası olmak mı iyi sanatçı olmayı gerektirir.?
En büyük sanatçı pavyon ve meyhanelerde sesi ve endamı ile insanları manipüle edip pisliklerini içirerek ve kazıklayarak sessizce unutturan, Gaflet ve delaletin dip kuyularında yaşayan sülükler asla değildir.
Sanat, Geniş bir hayal gücünün Mahir ellerde şekil ve fiiliyatta dönüşmesidir. Toprağı aşk ile işleyen, Mürekkebe ve fırçaya değer katan, Ağacı işleyip oyarak yumuşak dokuyu ortaya koymak büyük sanata anlam kazandırır.
Sanatçı laf üretmez, sadece hayallerini eserlerine yansıtıp, insanları konuşturur.
Her sanatçı kendi dalında dâhidir. .
Emeği alkışlamak lazım.
" Eğer bir ülkede Akıl ve sanattan çok servete değer verilirse bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır."
(Nietzsche)
"Bir ülkede sanat ve edebiyattan çok, Siyaset konuşuluyorsa o ülke 3.sınıf bir ülkedir." (Nietzche)
Sanatçı ne kemik uğruna köpek ne de menfaat uğruna çakal olmayacak kadar erdemleri önceleyendir.
Bazı sanatçılar sanat için sanat yaparken, bazıları ise sırf üç beş kuruş kelepir, Bazıları Aristokrasinin ve sosyetenin duygularını okşamak ve zevk almadıkları hayattan zevk almalarını sağlamak için en Uç rezalete ve bu rezalete alet olanlara sanatçı payesi verse de, Hakikatte toplumun geniş halk kitlelerinin sorunlarını dramatize ederek her türlü imkansızlık ve siyasi engellere rağmen hak için halka sanatçı olmanın sınırlarını zorlarlar.
3.Dünya ülkelerinde büyük halk kitlelerinin sorunlarına bigane hatta kelepir karşılığında insanların zamanını absürt(Saçma) dizi, film vs. Programları yapanlar Hakikatte profesyonel ikiye katlanabilen hırsızlardır.
1-Halkın en güzel zamanını daha önce kurgulanmış yalanlarla çalmak,
2-Çalıntı bu zamana karşılık reyting denen Saçma kılıflarla ve aradaki manipülasyon reklamlarla Aristokrasinin çaldıklarından maddi pay almak.
3- Halkın tarih kültür gelenek ve göreneklerinde var olan konuşmadan, giyime, yeme alışkanlığından davranış biçimlerine kadar var olan dinamiklerini çürüyüp eşekleştirilecek sorumsuz bir yaşam tarzını fark ettirmeden kabul ettirmek.
Bu tür çabanın adı sanat değil, halkın bütün boyutlarıyla altını üstünü içini oymak desek daha doğru bir tanımlama olur. Kısaca meçhul boşluğa kurban vermek.. .
Aşağıdaki fotoğrafta üç kahramanı önce karnında sonra kucağında daha sonra sırtında ön ve arkasında sürükleyebilen kafasında ise dünya kadar dert taşıyan, Kuyruk kısmında ise madrabazları yakacak kadar odun taşıyabilen emekle direnenler İnsanlığın en büyük usta ve sanatçıları olup, hayata renk ve koku katanlardır.
"Gülistan şehrine geldik ne renk kalmış ne koku, Ahmak dostlar ve akıllı düşmanlar ikisini de alıp gitmişler." (Said-i Şirazi ra)
Hak yemekten gegiren Bre medeniyetin medeniyetsizleri, sanatı diskotekte katl ederek sanatın da içine ettiniz.
1923 doğumlu Senegalli şair, yazar, yapımcı, yönetmen Ousmane Sembène 1997 yılında kraliçenin özel onur ödülüne layık görülür. Ödülünü almak için İngiltere’ye gider; törene katılır ve tarihe geçecek şu konuşmayı yapar ve ödülü almadan salonu terk eder.
İngilizler’in dinini, dilini öğrendik. Uzak dünyadan gelen yeni dil ve din bizi hep çalışmak zorunda kalan itaatkâr köleler yaptı. Özgürlük için her karşı geldiğimizde, bizi birbirimizle savaşmak için ikna ettiler ve silah verdiler.
İngilizler gelmeden önce topraklarımızda sadece kavga vardı. İngilizler’in kutsal dini bizim kavgacılığımızı kullandı; evlâtlarımızı savaşçı yaptı.
Hem de sadece kendi kardeşleriyle savaşan, dünyayı İngiliz dilinden ve İncil’den ibaret sanan vahşi savaşçılar.
Hastalıklar yaydılar. Ne olduğunu bilmediğimiz içeceklerle bizleri hasta ve zayıf yaptılar. Atalarımız’ı zincirleyerek büyük şehirlerine köle olarak götürdüler.
O büyük binaları, caddeleri, tünelleri ve kiliseleri insan etinin üzerine inşa ettiler.
Kendilerini temizlemek için sanatçılarına fikir adamlarına; sadece kendilerini kapsayan insan tariflerini yaptırdılar. Her çeşit yiyeceklerin büyüdüğü topraklarımıza ilaçlar döktüler. Toprağın altındaki yanıcı siyah cehennem kanı için bizleri öldürdüler.
Büyük acılar ve ölümcül işkenceler ördüler.
Her gelen gemiden; kıyılarımıza hep ikiye bölünmüş tekneler yanaştı.
İlk gelenler zulüm ettiler, arkasından gelen arkadaşları zulmü durdurma vaadiyle bizleri ele geçirdiler. Bugün gelenler de aynı sistemle hâlâ işgale devam etmekteler.
Yeni ilaçları, biyolojik silahları ve hastalıkları deneyen gönüllü doktorlarınızı istemiyoruz.
Emperyalist sisteminizde geri dönüşüm ekonomisiyle aslında sömürü olan yiyecek yardımlarınızı kabul etmiyoruz.
“ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İLAN EDİYOR VE DE AVRUPA’YI KOVUYORUZ…”
Birbirimizi anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi reddediyoruz.
Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz.
Özgürlüğümüzü ilan ediyor, Afrikalı insanlar olarak doğduğumuzu ve Afrikalı ölmek için de bütün Avrupa’yı topraklarımızdan kovuyoruz.
Birbirimizi öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı… Felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını… Hukuk adına yaptığınız bütün şovenistliklerinizi… Ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi…
Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır.
Siz kabul etmeseniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur.
İnsan onurlu doğar. Ve hiçbir insanın kraliçelerin vereceği onura ihtiyacı yoktur.” Diyerek onurlu bir nokta koyar.
Çağdaş dünyada her mesleğin erbabı bize de dayatılan şeytani ve zorba zevkleri bırakarak toplumun genel sosyolojisine kafa yormaları belki usta bir sanatçı ve insan olmaya yetecektir.wesselam.


