İnsanın BEN demesi cehalet ve Enanyetine yeterli bir sebeptir.
"Kendini yontmayı unutma" der Zeus.
"İnsan, tekrar yücelebilmesi için kendini yeni baştan inşa etmek zorundadır. Ve bu yenileşmeyi ıstırap çekmeden yapamaz. Çünkü o hem mermerdir hem de heykeltıraş. Hakiki biçimini yeniden kazanmak için büyük çekiç darbelerini kendi maddesine indirerek kıvılcımlar çıkaracaktır."(Alexis Carrel)
Kendini yontmak öyle kolay olmasa gerek, Kişinin her yönüyle eksikliğini ve fazlalığını kabul etmekle başlayan bir yolculuktur, Felaketle başlar nezaketle devam eder, Hayla başlar huyla devam eder, Benlerden kurtulup bizlerle son bulacak uzun ve meşakkatli bir yolculuktur, İmani öğretilerin ışığında yapılmayan bu sanat Eşraf-ı mahlukat olan insani bir prototip üretemez.
Peygamber(sav) Kuranda 72 yerde geçen Cihadı tarif ederken savaştan gelen Sahabeye dönerek “Ey Küçük cihattan Büyük cihada gelenler” diye hitap edince Ashab, Ya Resulullah geldiğimiz cihat en büyük değil miyd? Diye sorunca Peygamber hayır “En büyük Cihat(Mücadele,gayret,Çaba)Nefsiniz(Kendiniz) ile gireceğiniz cihattır.” Demişti.
Bugün Ortadoğu’nun başına bela olan Siyonizm ve bu Siyonizm’e her yönüyle destek veren ABD, Avrupa ve Nato ülkelerinin zorbalığına karşı benlerimizi yıkıp bizler tevhit formatında bir ümmet ve coğrafya birliği oluşturmazsak hile büyük düşman hileli dost da ahmak olursa tek çaremiz benleri yıkıp bizleri inşaa etmek.
Çünkü soyuttan somut bir varlık üretmek sadece aklın üretkenliği ile oluşmaz, His ve duygular iman hakikatleri ile yoğurulmadan önce, çöplerden arındırılarak Vahiy ve akla havale edilmelidir.
" Aklım her gün tövbe eder, Nefsim her an tövbemi bozar, arada kalmış biçareyim, İyi ki senin kapın var." (Mevlana ra)
Hareket yasalarına tabi olan ve bu yasaları idrak edip kamil akıl ile yorumlayabilen tek varlık insan olduğu için ıstırapların arenesı olmaya mahkumdur, akıl ve hissiyatı ile hikmet kapıları aralanabilirse hareket yasalarından fazla etkilenmeden yoluna devam edebilir. Es geçilen her hareket bir sonraki aşamanın çıkmazı olması mümkündür.
İman hakikatleri ile terbiye edilmeyen his ve duygular kum üzerine bina yapmaya benzer. Nitekim batılı Ahlak bilimciler aklın sınırlarını tüm gücüyle zorlamalarına rağmen kamil kimlikler üretemediler,
"Sende kendini beğenmişlik, kibir ve boş gurur olduğu müddetçe, hakikatten uzak, hem de çok uzak kalırsın!
Kov at kendini, beğenmişliğini!
Yak kül et gururunu!
Nefsin sana hükümran olmuş, kır onun hükümranlığını!
Ey her an bir başka renge bürünen sen! Saçının her bir telinin dibinde bin Firavun taşıyan! Sende bir zerrecik olsun benlik (enâniyet) kaldıkça, yüzlerce münafıklık alâmetini taşır durursun!"
(Feridüddin Attar / Mantıku't-Tayr)
Hz Ali(as)" Allaha yaklaştığımız oranda yalnızlaşırsınız." Bu yüzden Lain kılıç kafasına indikten sonra ilk sözü" Kâbe’nin Rabbine and olsun ki kurtuldum. "demiştir.
Batılı Psikolog, Anatomist ve pedagogların bütün boyutlarıyla inceldiği Hz. Ali(as) hakkında" Bu adam öldürülmeseydi bin yıl yaşayacaktı." kanaati derin ve kamil bir ruh halinin izahıydı.
Bugün Ortadoğu’da devam eden Sömürge savaşı üzerinden kan ve ölüm kokan gerçeğimizin tek sebebi Ali(as) izzet ve şerefine talip olanların bu sancağı mazlumlar lehine zalimin aleyhine kaldırması ile başladı ve süreç devam ediyor. İran, ırak, Yemen, Lübnan, Afganistan, Libya ve Filistin’de devam eden mezalimin tek sebebi insanların Ali (as) mı tarih sayfalarından indirip toplumun idrakine sunmak tam da burada adalete talip olan talepler nice yiğitleri yuttu. Kimini İran’da 47 yıldır ekonomik muhasaraya, kimini de Filistin’de bir tas temiz suya, Kimini Yemen ve Afrika’da bir lokma ekmeğe muhtaç bıraktı.
“İnsanın yoksul olup kınanmaması zengin olup egoist olmaması çok zordur.”(Konfüçyüs) Tam da burada tarih sayfalarından Ali(as) mın ölümcül darbe vurmaya aht ve and ettiği yoksulluktur,”Yoksulluk bir şahsiyet olsaydı neye mal olursa olsun onu öldürecektim.”
Bütün çabası Ene-(Ben’lerin) olmadığı toplum bilimde tarihe mal olacak BİZ'lerin istikbaline feda eden bir şahsiyet hem çağının hem de istikbalde tüm mazlumların sermayesi ve medarı iftiharı bir fizikte iticilik ve çekicilik yasasına sahip olmak mutlak Kemal ile izah edilir oldu. Benlerin en büyük sermayesi egoizme sahip kısırlıktır.
İran, Irak, Filistin, Yemen ve Lübnan’da devam eden direnişte en etkili amil İmanın çekiciliği ve iticiliğidir. Çok az bir grubun Benlerinin bizlere fermente olmasıyla gerçekleşen antiemperyalist direniş mazlumlara umut vaad ediyor.
Şeytanın tek Cürüm’ü da Ene’den ibaretti. Şeytan Medeniyetini başındaki sarı domuz Kadir’i mutlak’ı teğet geçerek en büyük benim diyor, bu söylem O’nu dünya kamuoyunda yalan makinası yaparak Ene’sinin kayışlarını kopardı Kendi ülkesinde güven endeksi %30’larda beyaz sarayını kara saraya çevirdi ve benliğini yerde süründürdü.
Öyle anlar gelir ki bazı yolların dönüşü, bazı hataların özrü, Bazı İnsanların anlamı kalmaz, tam da burada ben ve bizlerin hiçbir anlamı da kalmaz.
Mutlak varlıkta yok olan bir ruh, artık kamilen " Enel Hak" demeye müstehaktır.
Peygamber ikazını bu ümmet Peygamberleri vefat ettiği gün unuttu, "Ali hak ile, Hak Ali ile beraberdir, ta Kevser havuzunun başına kadar birbirlerinden ayrılmazlar" Peygamber vefatından sonra Ali'yi yalnızlaştıran tam da budur. En son hak uğruna bir tek canı vardı O'nu da hak uğruna verdi.
Daha sonra adını tarihin kapısına yazdırdığı, SIDDİK, FARUK VE ZİNNUREYN unvanlarını sildiler yerine Hakkı olmayanlara verdiler.
Peki HAK NEDİR? Kısaca her şeyi yerli yerine bırakmaktır. HAK Sırat'ül müstakimdir, tam da ilahi beyanda ifade edilen "Peygamber ölür veya öldürülürse topuklarınız üzerine gerisin gerisine mi döneceksiniz" Beyanına Muhattap oldular, Belki de Bu ümmet 'HAKK'IN hakkını teslim etmediği için hala beş vakit namazda Sırat-el müstakim' e muhtaç kaldı. Hakkı Hak bilip HAKKA tabi olanlara,Batılı batıl bilip batıldan içtinap edenlere selam olsun.VESSELAM


