Gazze bugün direniyor. Kuşatmalara, saldırılara ve tüm imkânsızlıklara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak acı bir gerçek var: Gazze büyük ölçüde yalnız bırakılmış durumda. Beyrut’ta ise yerinden edilmiş bir milyon insan bulunuyor. Mazlumlar, savaşların en ağır bedelini ödüyor; çocuklar, anneler, siviller…
İnsani yardımlar elbette kritik önemdedir. Gıda, ilaç ve barınma desteği yaşam kurtarıcıdır. Fakat mesele yalnızca yardımlarla sınırlı değildir. Bugün birçok yerde sembolik boykotlar yapılırken, küresel sistemin damarlarında aynı hassasiyet gösterilmiyor. Tepkiler yüzeyde kalmakta, etkili ve derin bir duruş sergilenememektedir.
Bölgede gerilim giderek artıyor. Amerika ve İsrail’in Gazze’ye, Beyrut’a ve İran’a yönelik saldırıları, sadece iki ülke arasındaki bir kriz değil; tüm bölgeyi etkileyen büyük bir çatışmanın parçasıdır. Savaşların en ağır bedelini her zaman mazlumlar ödüyor. Okulların, hastanelerin ve yaşam alanlarının hedef alınması, insanlığın ortak vicdanını derinden yaralıyor.
Ancak İran’ın karşı füzeleri, Amerika ve işgal güçlerinin resmini alt üst ediyor. Bu direniş, dengelerin değiştiğini ve masumların yalnız olmadığını gösteriyor. Fakat çatışmaların derinleşme riski devam ediyor; küresel güçler şaşkınlık ve gerilim içinde yeni hesaplar yaparken, bedeli yine halklar, özellikle masumlar ödüyor.
Türkiye açısından mesele yalnızca bir dış politika konusu değil; aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir sorumluluktur. Gazze ve Beyrut’ta yaşanan yalnızlığın başka coğrafyalarda tekrarlanmaması için daha bilinçli ve kararlı bir duruş şarttır. Ortadoğu’da akan her gözyaşı, Türkleri, Kürtleri, Arapları ve Farsları doğrudan etkiliyor. Annelerin ağlamadığı, çocukların ölmediği bir gelecek için güçlü bir vicdan ve kararlı bir irade elzemdir.
Sonuç olarak, Gazze ve Beyrut’ta yaşananlar sadece bir bölgenin değil, insanlığın imtihanıdır. Bugün bu imtihan, farklı şekillerde başka coğrafyalarda da karşımıza çıkıyor. Önemli olan, susanlardan mı yoksa adalet için ses verenlerden mi olacağımızdır. Mazlumların çığlığını duymak, yalnızca vicdani değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.
Rabbim direniş cephesini muzaffer kılsın ve mazlumları korusun.